Anfield’da Kritik Randevu: Liverpool ve Tottenham Karşı Karşıya

İngiltere Premier League’in 30. haftasında futbolseverler, tarihin en ikonik statlarından biri olan Anfield’da heyecan dolu bir mücadeleye tanıklık etmeye hazırlanıyor. Ev sahibi Liverpool, geçtiğimiz sezonun şampiyonu ünvanıyla sahaya çıksa da bu yıl beklenen dominasyonu kurmakta zorlanıyor. Öte yandan konuk ekip Tottenham Hotspur, kulüp tarihinin en sancılı süreçlerinden birinden geçerken, küme düşme hattının sıcaklığını ensesinde hissediyor. İki dev kulübün farklı hedefler ve krizlerle karşı karşıya geleceği bu müsabaka, sezonun geri kalanı için kırılma noktalarından biri olmaya aday görünüyor.

Kırmızılar Şampiyonlar Ligi Potası İçin Sahada

Arne Slot’un yönetimindeki Liverpool, 2024-2025 sezonunda elde ettiği o muazzam şampiyonluk başarısının ardından bu sezona da fırtına gibi bir giriş yapmıştı. İlk beş haftada alınan üst üste galibiyetler, camiada “acaba bir seri mi geliyor?” sorusunu sordursa da ilerleyen haftalar kırmızılılar için oldukça engebeli geçti. Şu an itibarıyla 27 maç sonunda topladıkları 45 puanla 6. sırada yer alan Liverpool, lider Arsenal’in 16 puan gerisinde kalmış durumda. Matematiksel olarak şampiyonluk yarışı henüz bitmemiş gibi görünse de gerçekçi tabloda Slot ve öğrencilerinin öncelikli hedefi, Şampiyonlar Ligi biletini cebine koyabilmek için ilk dört sıraya kapak atmak olacak.

Özellikle 2026 yılının başlangıcıyla birlikte Liverpool’un oyun gücünde gözle görülür bir aşınma meydana geldi. Yeni yılın başından bu yana ligde sadece iki galibiyet alabilen ekip, hücum hattındaki üretkenliğini korusa da savunma disiplininde ciddi açıklar veriyor. Sezon genelinde atılan 42 gole karşılık kalede görülen 35 gol, Liverpool’un geçtiğimiz sezonki o geçit vermez görüntüsünden ne kadar uzaklaştığını kanıtlar nitelikte. Mohamed Salah hala takımın en büyük kozu olsa da orta sahadaki pres gücünün düşmesi, rakiplerin Anfield’da bile cesur oynamasına olanak tanıyor. Ancak Tottenham gibi savunması dağılmış bir rakibe karşı, Liverpool’un bu iç saha avantajını kullanarak moral depolamak isteyeceği aşikar.

Igor Tudor Yönetimindeki Tottenham’ın Zorlu Sınavı

Tottenham cephesinde ise durumlar kelimenin tam anlamıyla iç açıcı değil. 2025-2026 sezonu, Kuzey Londra ekibi için adeta bir kabusa dönüşmüş durumda. Thomas Frank ile sezona başlayan ancak 17 maçta sadece iki galibiyet alınabilmesi üzerine yolları ayıran yönetim, kurtarıcı olarak Hırvat teknik adam Igor Tudor’u göreve getirdi. Tudor, Avrupa’nın çeşitli liglerinde “ateşten gömlek” giymeye alışkın bir isim olsa da Tottenham’daki başlangıcı beklediğinden çok daha sert oldu. İlk maçında ezeli rakip Arsenal karşısında alınan 4-1’lik ağır mağlubiyet, takımdaki mental çöküşün ne denli derin olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Spurs şu anda düşme hattının sadece 4 puan üzerinde 16. sırada bulunuyor ve ligde son 9 maçtır galibiyete hasret kalmış durumda. Takımın üzerindeki kara bulutlar sadece saha sonuçlarıyla da sınırlı değil; revire dönen sağlık heyeti 12 oyuncunun sakatlığıyla uğraşıyor. Kaptan Cristian Romero’nun cezalı oluşu, savunma hattındaki kırılganlığı had safhaya çıkarıyor. Tudor’un agresif ve yoğun baskıya dayalı oyun felsefesi, fiziksel olarak bu denli yıpranmış ve eksik bir kadroyla nasıl hayat bulacak, büyük bir soru işareti. Yine de Randal Kolo Muani’nin Arsenal maçındaki golü ve Xavi Simons ile Dominic Solanke gibi yeteneklerin varlığı, hücum tarafında hala bir umut ışığı olduğunu hissettiriyor.

Maçın Kaderini Belirleyecek Kritik Faktörler

Bu mücadelenin taktiksel çözümlemesinde en belirleyici unsur, orta saha kontrolü ve geçiş oyunlarındaki etkinlik olacak. Arne Slot, Liverpool’u daha kontrollü ve set oyununa yatkın bir yapıya büründürmeye çalışsa da Anfield’ın geleneksel baskısı her zaman ön planda. Igor Tudor’un ise takımı çok kısa sürede fiziksel olarak yukarı çekmesi gerekiyor. Ancak sakat oyuncuların fazlalığı nedeniyle Tudor’un elinde çok fazla rotasyon şansı bulunmuyor. Bu durum, özellikle maçın ikinci yarısında Liverpool’un kondisyon avantajını kullanarak fark yaratmasına neden olabilir.

Anfield, tarih boyunca Tottenham için bir “korku tüneli” niteliği taşıdı. Liverpool’un evindeki baskın istatistikleri, Spurs’ün ise deplasmanlardaki özgüven kaybı birleştiğinde ortaya tek taraflı bir senaryo çıkma ihtimali güçleniyor. Tudor’un Juventus ve Marseille dönemlerinde başarıyla uyguladığı pres oyununu, Anfield gibi bir deplasmanda bu kadar erken bir aşamada denemesi büyük bir risk barındırıyor. Eğer Tottenham savunmada yerleşik kalmak yerine önde basmaya çalışırsa, Salah ve arkadaşları arkada bulacakları geniş alanları cezalandırmakta tereddüt etmeyecektir.

Anfield Atmosferinde Sonuç Beklentileri

Karşılaşmaya dair beklentiler, Liverpool’un maçı domine edeceği yönünde birleşiyor. Tottenham’ın 2026 yılı boyunca henüz lig galibiyeti alamamış olması ve kadrosundaki derin yaralar, onları bu deplasmanda oldukça savunmasız kılıyor. Liverpool ise Şampiyonlar Ligi yarışındaki rakipleri Chelsea ve Manchester United ile aynı puanda olmanın verdiği baskıyla hata yapmak istemeyecektir. Arne Slot için bu maç, hem takıma olan güveni tazelemek hem de kötü gidişata “dur” demek için bulunmaz bir fırsat.

Genel bir değerlendirme yapıldığında, Liverpool’un maçın başından itibaren tempoyu belirleyeceği ve Tottenham savunmasındaki eksiklikleri değerlendireceği bir 90 dakika bizi bekliyor. Igor Tudor’un taktiksel dokunuşları için henüz çok erken olduğu gerçeği, Spurs’ün bu maçtan puan çıkarmasını mucizelere bırakıyor. Maçın muhtemel sonucu olarak Liverpool’un 3-0 gibi net bir skorla galip gelmesi ve maçın genelinde 2.5 gol barajının aşılması oldukça olası görünüyor. Kırmızılılar için bu üç puan, sadece bir galibiyetten öte, Avrupa kupalarına katılım yolunda hayati bir can suyu niteliği taşıyacaktır.